“Renklerin Cümbüşü”-Bir fotoğrafın hikayesi!

Gölyazı gün doğarken balıkçılar

“Renklerin Cümbüşü”-Bir fotoğrafın hikayesi!

Tarih: 15 Mayıs 2011

Sabah 05:00 sularında küçük bir ekip ile Gölyazı‘ya ilk gelmişiz, geleneksel balıkçı fotoğrafları çekmeye.
Güneş henüz daha doğmamış, yöre halkı henüz uyanmamış, sadece bizi takip eden bir sokak kedisi ile sahilde tetikteyiz. Önce direk taş köprünün hemen dibinden sahilde park etmiş birkaç teknenin ve karşı yakadaki gece lambaları ile aydınlatılmış tepenin ve parlament mavi ışıklarda denize yansımasını görüntüledik.

Gölyazı gün doğarken Gölyazı gün doğarken

Güzel bir gün doğuşu ve silüetler yakalama heyecanıyla sahil boyunca köprünün iç kısmına doğru ilerleyerek güneşin nereden doğacağını belirlemeye, kendimizi doğru bir noktaya konuşlandırmaya çalışıyoruz.

Uzaktan, epey uzaktan, sazlıkların ve denizin epeyce ilerisinden, güneş çoook hafiften nereden çıkacağını göz kırpar gibi oldu bize.

Sabahın Gölyazı’ya has o muhteşem ışıkları gökyüzünü, gecenin parlament mavisinden, başta silik, gittikçe yoğun bir turuncuya boyamaya başlarken tek tük taka sesleri de duymaya başlamıştık. Sabah uyanış başlamıştı.

Bulunduğumuz noktada, objektiflerin denize bakan tarafında değilde, güneşin 90 derece tam solumuzdan doğacağı yönde ilk çıkan takayı, başta sesini, sonra sahilden çizgisini takip ederek tespit ettim. O yönde güneş artık bir miktar çıkmışken yer-gök inanılmaz bir TURUNCU olmuş. Güneşin tam altından, altın renkte bir halı deniz boyunca bize kadar uzanıyor. O ilk taka da yandan bu halıya doğru gitmez mi! Birkaç saniyemiz var bu nefes kesen anı, renkleri, kadrajı ölümsüzleştirmeye. Hızlıca makina ayarlarımı kontrol ettim*) Hemen halıdan bir ışık ölçümü alıp, siluette ışığımı kitledim. Tekne tam güneşin altında, halının içinde, ters ışık muhteşem silüet, şansa küreklerin ikisi de bana dönük. Küreklerin her saniyesini yakalamak adına, deklanşöre seri çekimde basarken, ışık ölçümünün, pozlamamın ve bütün ayarlarımın umarım doğru olduğuna dua ediyorum içimden. Ve o muhteşem an birkaç saniye içinde ışığın, sandalın ve kadrajın değişmesi ile sona erer.

Korkuyla ve heyecanla çekilen kareler izlenir…..ve mutlu son.

Gün daha yeni doğarken ve fotoğrafa daha başlamış bile sayılmıyorken günün kadrajını yakalamanın gururu ve keyfiyle ışığın bu sefer o turuncadan altın sarısına dönüşüne şahit olurken bir başka sandalda bir karı-koca. Küreklerde hanımı sandalı çok yavaş bir tempoda denizin açıklarına çekerken, bey ise ağını yavaş yavaş sulara bırakıyordu. Yine inanılmaz bir ışık ve altın sarısına boyanmış denizin üstünde bu seferde farklı silüetler hafıza kartımızı süslemeye başladı.

Gölyazı gün doğarken balıkçı yansımaGölyazı gün doğarken balıkçı yansıma

İşte bu, ışığın muhteşem olduğu, inanamayacağınız bir “renk cümbüşüne” şahit olabileceğiniz sevgili Gölyazı ile ilk tanışmamdı.

Böyle esinlendikçe bu eski, ilke heyecan ve deneyimlerimi sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Umarım hoşunuza gider.

Sevgiyle kalın, ışığınız bol olsun.

 

*) AF-C AUTO, ISO:100, f/5.6, 1/1000 +1 EV pozlama. Crop DX 300 mm.

Nikon D7000 + Nikon 70-200mm 2.8G VR.

15 Yorum

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: